EDEBİYAT VE TÜRKÇE DERSLERİ İÇİN BİR KAYNAK

17/3/2009 - NOKTALAMA İŞARETLERİ

 

NOKTALAMA  İŞARETLERİ

1)NOKTA (.):

 

a)Tamamlanmış cümle sonlarında kullanılır:

*Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ,ağlardım.

*Beni sevmiyordun,bilirdim.

 

b)Kısaltmalardan sonra kullanılır:

* vb.            *Prof.            *Dr.      *Cad.       *Alm.        *Ar.     İng.

 

c)Sıra gösteren rakamlardan sonra “-inci” eki yerine kullanılır.

*Senin çocuk 1. sınıfta mı okuyor.

*Dün 25. yaşıma bastım.

 

d)Tarihlerin yazılışında gün,ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

*21.03.1978                *29.X.1925

 

e)Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

*Yarın 08.45’te gideceğim.

 

2)VİRGÜL (,):    

 

a)Yazıda sıralanan eş görevli sözcükler ya da söz gruplarını ayırmada kullanılır:

*O kitabı aradım , buldum.

*Fırat,Dicle önemli nehirlerimizdendir.

*Çalıkuşu’nu ,Huzur’u ,İntibah’ı okudun mu?

*Kitabı açtı ,birkaç sayfa çevirdi , yüksek sesle okumaya başladı.

*Yakında yine bahar gelecek, ağaçlar çiçek açacak ,kediler damlara çıkacak.

b)Anlama güç katmak için tekrarlanan sözler arasına konur:

*Oğlunu , kadersiz oğlunu bir daha göğsüne bastı.

*Akşam,yine akşam ,yine akşam

c)Hitaplardan sonra kullanılır:

*Sevgili Kızım,            *Değerli Öğretmenim,           * Saygıdeğer Müdürüm,

d)Yüklemden uzak kalmış özneden sonra konur:

 

*Ahmet Haşim, şiirde anlamın kapalı olmasına ve musikiye önem vermiş bir şairimizdir.

*İşte bu adam, Türkiye’yi pislikten kurtaracak tek adamdır.

*Tatlılar,kalorisi fazla ;fakat vitamini az besinlerdir.

 

e)Cümlede vurgulanmak istenen ögelerden sonra konur.

*Yarın,buraya geleceksin ve bu işi çabucak bitireceksin.

 

f)Anlam karışıklığına meydan vermemek için adlaşmış sıfatlardan sonra kullanılır:

*Genç, adama ters ters baktı.

*Hırsız, çocuğu kovaladı.

*Yaralı,  kadının yüzüne bakıyordu.

*İhtiyar, adamın suratına tükürdü.

 

g)Bazı cümlelerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

*Oku; adam ol baban gibi ,eşek olma.

*Siz de kazançlı çıkmak istiyorsanız benim gibi, hanımları alışverişe gönderin.

 

ğ)Bir addan önce gelen zamirlerden sonra kullanılır:

*O, şiiri niçin ezberlememiş?           

*O ,güzel günlerine yeniden dönebilse.    

*Bu, kadını bir daha görmemiş.

*Şu ,bahçeye dikilecekmiş.

 

h)Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.                                                                                                                                                

*Bu büyük komutanı, Atatürk’ü ,saygıyla anıyoruz.

*Bu yöre, Sibirya ve çevresi,alabildiğine soğuktur.

*Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.

*Bir kuş, bir çiçek, bir böcek ,ne bileyim ben, her şey onun ilgisini çekiyordu.

*Ben de Ankara’da, o güzelim başkentte, beş yıl kaldım.

 

I)Yazıda tırnak içine alınmamış aktarma cümlelerin sonunda tırnak işareti yerine kullanılır:

*Minareyi çalan kılıfını hazırlar, diyordu.

*Artık sevmeyeceğim,dedi.

i)Cümle başında kullanılan “evet,hayır,yok,yoo,peki,tamam,hayhay,olur,

haydi,elbette…” gibi sözcüklerden sonra kullanılır:

*Hayır, bu işi sevmedim.            *Evet, yarın sınavsınız.     *Yoo,işte bunu yapamam, dedi.

 

3.NOKTALI VİRGÜL(;):

 

a)Birbirine bağlı olmakla birlikte her biri kendi içinde bağımsız cümlelerin arasında kullanılır.Bu tip cümleler birbirini açıklayan,güçlendiren ,biri diğerine örnek olan cümlelerdir.Bu kullanım özellikle atasözlerinde görülür.

*Yer üst üste iki kez sarsıldı; halk korkuyla sokaklara fırladı.

*Kısa bir konuşma yaptı; dinleyiciler onu uzun uzun alkışladı.

*Horoz ölür; gözü çöplükte kalır.

*Yalancının evi yanmış;kimse inanmamış

 

b)Virgülle ayrılmış sözleri ya da söz gruplarını  farklı sözlerden ya da söz gruplarından  ayırmak için konur.

*Sayısal derslerden matematiği,fiziği; sözel derslerden Türkçeyi, coğrafyayı çok seviyorum.

*Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin sembolist; Tevfik Fikret ,Yahya Kemal parnasyen şairlerdendir.

*Erkek çocuklara Ali,Murat,Serhat; kız çocuklarına ise Yeşim,Senem,Serpil adları verilir.

 

c)Ögeleri arasına virgül konmuş sıralı cümleleri ayırmada kullanılır:

*Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak,kahkahalar atmak,ağlamak istiyorum.

*At ölür, meydan kalır;yiğit ölür , şan kalır.

*Kel ölür , sırma saçlı olur ; kör ölür , badem gözlü olur.

 

d)Önceki cümleye “fakat,oysa ,lakin,ancak,çünkü…” gibi bağlaçlarla bağlanan cümlelerde bağlaçlardan önce kullanılır:

*Bu romanı inceledim ;fakat pek beğendiğimi söyleyemem.

*Köye sen git;ancak orada çok fazla kalma.

*Kazanacağım ;çünkü çok çalışıyorum.

NOT:  Noktalı virgül, yukarıda sayılan bağlaçlardan önce kullanıldığı gibi bunların yerine de kullanılabilir.

                                                                             

*Bugün erken yatmalıyım;yarın sınav var.

*İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki tek dayanağın odur.

*Sıkı giyinin ;dışarısı çok soğuk.

 

e)Öğeler arasında anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

*Murat;Hasan ,Ali ve Osman’dan daha çalışkanmış.

*Elma;armut,muz ve üzümden yararlıdır.

 

f)Özneden sonra virgüllerle ayrılan eş görevli sözcükler varsa ,özne noktalı virgülle ayrılır.

*1.yeni grubunun en ünlü temsilcilerinden olan Orhan Veli ; dili çok iyi kullanan ,okuyucuyu değişik bir romantizme sürükleyen , güçlü bir şairdir.

 

Not: Noktalı virgülden ve virgülden sonra gelen sözcükler – özel isim değil iseler- küçük harfle başlar.Diğer noktalama işaretlerinden sonra gelen sözcükler büyük harfle başlar.

 

 4.İKİ  NOKTA(:) :   

 

a)Bir cümle veya sözcükten sonra yapılacak açıklamalardan önce kullanılır.

*Şimdi herkes ona şöyle sesleniyordu:Atmaca Kamil.

*Bence bu cinayetin iki nedeni olabilir:Birincisi namus meselesi,ikincisi çıkar kavgasıdır.                                                                                                                                                 

*Demokrasinin tek dayanağı vardır: O da özgürlüktür.

 

b)Alıntı cümlelerden önce kullanılır.

*Bu sanatçının romanla ilgili şu sözünü anmadan geçemeyeceğim:“Roman yol boyunca gezdirilen bir aynadır.”

*Hacı Bektaş-ı Veli:“Eline,beline,diline sahip ol.” demiş.

 

b)Öykü ve romanlarda konuşma çizgisinden önce kullanılır:

*Süleyman Çavuş:

---- Bırak açma o bahsi ,dedi .

Kooperatif katibi kaşlarını çattı:

---- Yoo, böyle deme Süleyman Çavuş.

Not:İki noktadan sonra yapılacak açıklama bir cümle niteliğinde değilse küçük harfle başlar.

*En çok sevdiğim meyvelerden bazıları şunlardır:muz,elma,portakal…

 

5.KESME İŞARETİ( ’):

 

a)Özel adlardan sonra gelen çekim eklerini ayırmada kullanılır:

*Yakup Kadri’nin Yaban’ı Kurtuluş Savaşı dönemini anlatır.

 

b)Kısaltmalardan sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır

*KKTC’yi her alanda destekliyoruz.

*Yarın ABD’ye gidecek.

 

NOT:Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu;büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.

*kg’dan        *PTT’ye     

 

NOT:Sonunda nokta bulunan kısaltmalar, kesme işaretiyle ayrılmaz.

* vb.leri             *mad.si       *Alm.dan       *İng.yi

 

c)Her türlü rakamdan sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.

*36’nın ortak bölenleri nelerdir?

*Sen 9’uncu sınıfta mı okuyorsun?

 

UYARI: Özel isimler yapım eki aldıklarında kesme işaretiyle ayrılmaz.Yapım ekinden sonra gelen çekim ekleri de ayrılmaz.

*Ankaralıdan                *Konyalım             *Amerikalılar               *İslamcı                *Aligil

 

NOT:-ler eki –gil yapım ekinin yerini tutarsa kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Dün Alilere gittim.                                                             

*Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.

 

NOT:Özel adlar yerine kullanılan ‘o’ zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Ben onun ne kadar kibirli biri olduğunu bilmez miyim?

 

d)Bazı sözcüklerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

*Osmanlılarda kadı’nın önemli bir yeri vardır.

*Pencereden kar’ı seyrediyorum.

 

e)Seslerin konuşma sırasında ya da şiirde vezin gereği düştüğünü göstermek için kullanılır:

*N’apalım             *N’eylersin              *N’etsin           *Vardı m’ola  sevdiğim yurduna

 

6.SORU İŞARETİ(?):

 

a)Soru bildiren cümle veya sözcüklerin sonunda kullanılır, cümle sözde soru cümlesi de olsa yani karşıdan bir cevap beklenmese de cümlenin sonuna soru işareti konur.

*Türk edebiyatının ilk yazılı belgesi nedir? (cevap bekliyor:gerçek soru cümlesi)

*Bu havada dışarı mı çıkılır? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)

*Böyle bir adama nasıl güvenirsin? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)

*Seni hiç sevmez olur muyum? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)

*Bu kitapları ona mı vereceğim? (cevap bekliyor:gerçek soru cümlesi)

 

b)Kuşku duyulan bilgilerin yanına ya da bilinmeyen bilgiler yerine parantez içinde konulur.

*Kayıkçı Kul Mustafa (?-1658?) halk edebiyatımızın destan şairlerinden biridir.        

*Karacaoğlan’ın  Güneydoğu Anadolu’da (?) yaşadığını söylüyor.

 

UYARI: İçinde soru sözcüğü olsa bile , bir cümle soru anlamı taşımıyorsa sonuna soru işareti konulmaz.                                                                                                                                                

*Neden gittiğini bilmiyoruz.             *Bana nasıl çalışacağımı söylemedin.

 

7.ÜNLEM(!):

 

a)Şaşma , korku, kızma ,heyecan,sevinme… gibi duyguları dile getiren cümlelerin sonunda kullanılır:

*Dur,bir yanlışlık yapmayalım!          

*Git başımdan seni görmek istemiyorum!

*Eh, hayırlısı neyse o olsun!                

*Lanet olsun böylesi işe!

*Böyle maç olmaz olsun!                    

*Yaşasın ,sınavı kazanmışım!

b)Küçümseme , yerme,alay etme amacıyla parantez içinde kullanılır:

*Akla durgunluk verecek reklam kampanyalarıyla büyük(!) sanatçılar yaratılıyor.

*Bu kasabada onun ne kadar akıllı(!) olduğunu bilmeyen mi var?

 

8.ÜÇ NOKTA(…):

 

a)Herhangi bir nedenle bitmemiş ya da okuyucunun anlayışına bırakmak için bitirilmemiş cümlelerin sonuna konur.

*Şu bahar yağmurları bir gelse…

*Birdenbire karşımıza çıkıveren yeşillik denizi…

*Karşı sahilde mor,fark olunmaz sisler altındaki dağlar,korular, beyaz yalılar…Bunları seyretmek bana huzur veriyor.

 

b)Birtakım örnekler sayıldıktan sonra “vb” anlamında kullanılır:

*Binanın tepesinden neler görünmüyordu ki:caddeler,sokaklar,evler,insanlar…

*Bu köyün insanları konukseverdir,alçakgönüllüdür,iyidir…

 

c)Söz arasında söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır:

*Şu … adamı gözüm görmese iyi olacak.

*Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz.

 

9.TIRNAK İŞARETİ( “… ”):

 

a)Aktarma söz ya da cümleler tırnak içinde gösterilebilir.

*Sanatçının şu sözünü unutmamak gerekir:“Gerçek uygarlık insanın yüreğinde değilse hiçbir yerde yoktur.”

 

b)Önemi belirtilmek istenen sözcükler , terimler tırnak içinde gösterilir.

* “Bayrak” bir ulusun bağımsızlığını simgeler. 

*Günümüzün en önemli sorunlarından biri de “çevre kirliliği”dir.            

c)Yazıda geçen eser adları tırnak içine alınabilir:

* “Çalıkuşu” Anadolu gerçeğinin tüm çıplaklığıyla anlatıldığı bir romandır.     

 

NOT:Tırnak içindeki söze ek gelirse tırnaktan sonra gelir, kesme işareti kullanılmaz.

*Reşat Nuri Güntekin’in “Acımak”ını okumanızı tavsiye ediyorum.

NOT:Tırnak içindeki cümlenin içinde bir tırnak daha kullanmak gerekirse ikinci tırnak tekli olur.

* “Ahmet Mithat Efendi halkı eğitmek istediğinden:‘Sanat toplum içindir.’der.”

 

10.PARANTEZ(AYRAÇ) ( ):

 

a)Cümle içindeki açıklamalar parantez içinde gösterilebilir:

*Adana ve yöresi (Çukurova) ülkemizin pamuk ambarıdır.

*Böyle sözcüklere (yansımalara) her dilde rastlanır.

b)Bir sözcüğün eş anlamlısı parantez içinde verilebilir:

*Türk Dil Kurumu yerbilim (jeoloji) ile ilgili terimleri bir kitapta toplamış.

*Tezat (abartma) edebiyatta en çok kullanılan sanatlardan biridir.

 

c)Bir kişiden söz edilirken doğum ve ölüm tarihleri parantez içine alınır:

*Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974) teknik yönden kusursuz romanlar yazdı.

 

d)Yabancı sözcüklerin okunuşu parantez içinde gösterilir:

*Bacon (Beykın) denemeleriyle ün kazanmıştır.

 

e)Tiyatro metinlerinde hareketleri anlatan bölümler parantez içinde gösterilir:

*Adam—(Yerinden kalkar ,suratını asarak):Sen ne diyorsun beyefendi?

 

NOT:Parantez içine alınan bölüm içinde tekrar parantez açılması gerekirse ilk önce köşeli parantez açılır ve sonra köşeli parantez kapatılır.Aradaki parantez normal olur.

*Tasavvuf edebiyatının bu çok önemli sanatçısı[Yunus Emre(13.-14.yy)] yaşadığı dönemde evrenselliği yakalamıştır.

 

11.KISA ÇİZGİ(-):

 

a)Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasına konur.

*Bu savaş 1859-1870 yılları arasında olmuştur.

b)Birbiriyle ilgili ülke,şehir ya da kavramlar arasına konur.

*Adana-Ceyhan arası kaç kilometre?

*Türkiye-İran ilişkileri gelişiyor.

 

c)Cümle içindeki arasözlerin ve aracümlelerin başında ve sonunda virgül,parantez kullanılabileceği gibi kısa çizgi de kullanılabilir.

*Şiir ve romanla ilgili düşüncelerimi –sen de bilirsin ki- ona uzun uzun anlatmıştım.

 

d)Cümle sonunda satıra sığmayan sözcüklerin bölünmesinde kullanılır.

 …………………………………………söyledik-

lerimi unutma.

e)Dilbilgisinde eklerden önce ve mastar halindeki fiillerden sonra kullanılır.

* “Kulaklık” sözcüğündeki –lık yapım eki bir alet ismi yapmıştır.

*Işık sözcüğü, ışı- fiilinden türemiştir.

 

f)Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.

*Aslında Servet-i Fünun  ve Fecr-i Ati  dönemi ,edebiyatımızda yeni bir soluktur.

 

12.UZUN ÇİZGİ(---):

 

Konuşma metinlerinde konuşmaların başında kullanılır.

----Bu kitabı okudun mu?

----Hayır okumadım.

----Okumanı tavsiye ederim ,çok güzel.   

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/3/2009 - İKİLEMELER (TEKRARLAR)

Aynı cinsten kelimelerin yinelenmesiyle oluşan gruplara ikileme denir. İkilemeler farklı  şekillerde oluşturulur. Bunlar:

)Aynı kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır:

ağır ağır, güzel güzel, tatlı tatlı, konuşa konuşa, atlaya atlaya, koşa koşa, deste deste, soğuk soğuk,…

   2)Zıt kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır: İyi kötü, aşağı yukarı, büyük küçük, alt üst, düşe kalka, bata çıka …

   3)Biri anlamlım diğeri anlamsız iki kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır.

 ev mev, kitap mitap, su mu, sıkı fıkı, tek tük, saçma sapan, ufak tefek …

   4)Her ikisi de anlamsız kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır.  ıvır zıvır, çıtı pıtı, abuk sabuk, paldır küldür, apar topar, mırın kırın…

   5)Yakın anlamlı kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır.  

 akıl fikir, ak Pak, mal mülk…

   6)Eş anlamlı kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır.

 bitmek tükenmek, sağ salim, doğru dürüst, ses seda, güçlü kuvvetli…

   7) Yansımayla yapılır: tıkır tıkır, çatır çatır, horul horul, gümbür gümbür…

 

                    İKİLEMELERİN GÖREVLERİ:

 

  1)İkilemeler isim olarak kullanılabilir:

 

*Çarşıdan öteberi aldık.

*Bu ıvır zıvırı tavan arasına kaldırın.

*Babadan bize mal mülk kalmadı.

 

  2)İkilemeler sıfat olarak kullanılabilir.

 

*Bebeğin kırmızı kırmızı yanakları vardı.

*Üzerinde eski püskü bir ceket vardı.

*Sınıfta pırıl pırıl simalar vardı.

 

  3)İkilemeler zarf olarak kullanılabilir.

 

*Bu konuyu enine boyuna düşündük.

*Öğretmen konuyu yavaş yavaş anlattı.

*Çamura bata çıka ilerliyorduk.

 

SORU:Aşağıdaki cümlelerde geçen ikilemelerden hangisi yapılışına göre ötekilerden ayrı bir özellik göstermektedir?

 

A)Üstüne doğru dürüst bir şey giy.

B)Böyle yalan yanlış bilgiler,kişiyi gülünç duruma düşürür.

C)Yollar bitmek tükenmek bilmiyor.

D)İki köy arasındaki uzaklık,aşağı yukarı 4 km idi.

E)Dağcılar,güç koşullar içinde sağ salim tepeye vardılar.

 

SORU:Aşağıdaki dizelerden hangisinde ikilemeler görev yönünden diğerlerinden farklı kullanılmıştır?

 

A)Durup el bağlayanlar karşında yaran saf saf.

B)Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.

C)Yüce yüce yaylaların sana yaylak olsun.

D)Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.

E)Gidiyorum gurbeti gönlümde duya duya.      

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/3/2009 - SÖZCÜKTE ANLAM

SÖZCÜKTE ANLAM  ÖZELLİKLERİ

1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM:

           Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.

 

2) YAN ANLAM:

         Bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.

 

3) MECAZ ANLAM:

        Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.

* Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)

* Partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)

* Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)

* Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)

* Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)

* Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)

* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)

* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)

* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)

* Sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına

   geçmiştik. (gerçek anlam)

* Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık  

    günler bizi bekliyor. (mecaz)

* Arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)

* Bu masanın ayağı oynuyor. (yan)

* Çocuk kumsalda oynuyor. (gerçek)

 

4) TERİMSEL ANLAM (TERİM):  

 

        Bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.

* Nota müziğin anahtarı gibidir.

* Rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.

* Marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.

* Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.

* Matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi

   istedi.

* Şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına

   redif denir.

 

NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.

 

*  Polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)

*  Sinop burnu Türkiye’nin en kuzey noktasıdır.

    (terimleşme)

 

NOT 2: Bir sözcük birçok dalda terim olabilir.

 

* Bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.

* Dört, kök dışına iki olarak çıkar.

* Hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.

 

5) YANSIMA SÖZCÜKLER:

 

      Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.

 

* Bu köpek neden havlıyor?

* Bir patlama sesiyle irkilmiştik.

* Bu aylarda kediler çokça miyavlar.

* Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.

* Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

 

6) EŞ ANLAMLI ( ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER:

 

      Yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.

*  siyah ---- kara  ,   *  beyaz----- ak,   * zengin----varlıklı,

*  zengin--- varlıklı,  * fakir----yoksul , * rüzgar---- yel,

* üzüntü-----keder,   *  öykü---hikaye,  * eser--- yapıt,

* edebiyat--- yazın,  * cümle---- tümce * kelime--- sözcük

 

7. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.

 

* Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.

* Ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.

* Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.

* Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

* Yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini    

   anlıyorum.

NOT:  Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.

* Tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)

* Bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)

 

8) SESTEŞ ( EŞSESLİ) SÖZCÜKLER:

 

        Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.

 

* Yılanı gören at birden şaha kalktı.

*  Mutfaktaki pislikleri çöpe at.

*  Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.

* Gül: “Gül.” dedi, bülbüle.

* Kalem böyle çalınmıştır yazıma

   Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma  

* Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar

   geldi.

 

UYARI: Bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.

* Bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )

* Omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )

* Bu yaz, bir mektup yaz.   ( sesteş )

 

NOT:  Sesteş   sözcükler  genellikle  halk edebiyatında cinaslı  manilerde  kullanılır.

9. SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

      Varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiğimiz  kavramlar somut; beş duyu organımızdan  hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık  yürütme  yoluyla  kabul  ettiğimiz  kavramlar   soyuttur.

 

* çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)

* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )

 

ÖZELLİK 1:  Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.

 

* anne     -   lik              ,  insan  -  lık

   somut     soyu yaptı       somut  soyut yaptı 

 

ÖZELLİK 2 :Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cümleye göre  soyut  anlam  kazanabilir. Buna  soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma  kelimeye  mecaz anlam  kazandırma suretiyle olur.

 

* Ne kadar sıcak bakıyor değil mi?  ( soyutlaştırma)

* Kara haber tez duyulur.  ( soyutlaştırma)

* Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır.  ( soyutlaştırma)

* Bu adam kafasızın biridir.   ( soyutlaştırma)

* Kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)

* Sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)

* Nedense bugün hiç havamda değilim.  ( soyutlaştırma)

 

ÖZELLİK 3 : Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.

 

* Hüzün, sonbaharda  dökülen  yapraktır.

* Yalnızlık , bir  çiçektir.

* Sevgi,  gökyüzünde  kanat  çırpan  bir   güvercindir.

* Arkadaşlık,  kişiler  arasında  kurulan  bir  köprüdür.

* Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.

* Vişne  dallarında  arzularımız,  alnımıza  konan  bir 

   öpücüktür.

ÖZELLİK 4 :  Gözlemleyebildiğimiz  eylemler  somut, gözlemleyemediğimiz  eylemler  ise  soyuttur.

* Annesi, bebeğini  kucağına  almış  seviyordu. ( somut )

* Ferhat, Şirin’i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )

* Çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı.     ( somut )

* Bu sözlerinle  arkadaşını çok kırdın.  ( soyut )

 

10)   NİTELİK  VE  NİCELİK   ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

        Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan  sözcüklere  nitelik  anlamlı  sözcükler denir. Bir şeyin   sayılabilen, ölçülebilen   ya  da  azalıp  çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik  anlamlı  sözcükler denir.

 

* Az  ileride  birkaç  kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )

* Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim.  ( nitel )

* Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )

* İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel,  nicel)

* Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

 

UYARI: Bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

 

* Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )

* O iyi bir insandı.  ( nitel )

* Bu  soğuk  havada  bir  de  senin  soğuk  esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )

* Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel)

 

      Görüldüğü  gibi  nitelik  anlamlı  sözcükler, genellikle niteleme   sıfatı   ve  durum   zarfı  görevindedir.   Nicelik anlamlı  sözcükler ise  ölçü - miktar   zarfı ,  belgisiz  sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

 

10.  GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı  sözcükler  denir. Tek  bir  varlığı  karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.

 

* Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)

* Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)

* Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )

* Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)

* Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/3/2009 - EDATLAR (İLGEÇLER)

Tek  başına  bir  anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır:

Gibi:

Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.

  • Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat)
  • Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat)
  • Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf)
  • Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf)
  • Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma)
  • Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.)
  • Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda)
  • Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda)
  • Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde)
  • Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde)
  • Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında)
  • Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında)
  • Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin)
  • Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin)
  • Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma)
  • O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma)

 

İçin:

 

“-dik için” şeklinde neden- sonuç  “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.

 

  • Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s)
  • Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n.s)
  • Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a.s)
  • İşe girmek için ehliyet almış (a.s)

 

Görelik anlamında görüş bildirir:

 

  • Sen benim için dünyanın en güzel kızısın.
  • Bu çalışmalar onun için boş bir uğraştı.

 

Karşılığında, karşılık olarak:

 

*Bu elbise için çok para harcadım.

*Ev için size yüz bin lira veririm

 

Uğruna, yoluna:

 

* Vatan için nice şehitler verdik.

* Bu eylemi tüm insanlık   için  yapıyoruz.

 

Hakkında:

 

* Veliler bizim okul için ne söylüyorlar?

* Eleştirmenler, filminiz için olumlu konuşuyor.

 

Aitlik, özgülük:

 

  • Bu pastayı sizin için ayırdım.
  • Bahçeye oğlum için salıncak kurdum.

 

Oranla:

 

  • O şapka senin için çok büyük.

 

Süre bildirir:

               

  • Kitabı bir hafta için aldım.
  • Birkaç gün için İstanbul’a gideceğim.

 

İle (-la, -le ):

 

Birliktelik, araç ,durum ve sebep ilgisi kurar.

 

  • Köye dolmuşla gidebilirsin. (araç)
  • Uçakla İzmir’e gitmişti (araç)
  • Konsere arkadaşımla gittim. (birliktelik)
  • Çocuk, yolda babasıyla yürüyordu. (birliktelik)
  • Öfkeyle kalkan zararla oturur. (durum )
  • Gökyüzü, hasretle kucaklasın doğayı. (durum)
  • Sınav heyecanıyla kalemimi unuttum. (sebep)
  • Kaza korkusuyla araba kullanamıyor ( sebep)

 

Kadar:

 

Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi kurar.

 

  • Adana, cennet kadar güzel bir yerdir. (benzerlik)
  • Siirt, bu yaz cehennem kadar sıcaktı. (benzerlik)
  • Bir peri kadar güzel bir kızdı. (benzerlik)
  • Sen de onun kadar çalışsaydın sınavı kazanırdın.(karşılaştırma)
  • Babası kadar iyi şarkı söylüyor. (karşılaştırma)

 

Yaklaşıklık, zaman açısından sınırlandırma, mesafe:

 

  • Bin kadar asker cepheye gidiyordu. (yaklaşık)
  • Pazardan iki kilo kadar pirinç almış. (yaklaşık)
  • Bu ev akşama kadar temizlenecek. (zamanda sınırlama)
  • Cumaya kadar ödevimi bitirmeliyim. (zamanda sınırlama)
  • Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. (zamanda sınırlama)
  • Eve kadar yürümem gerekiyor. (mesafe sınırı)

 

Mesafe sınırı:

 

  • Yapılacak dünya kadar işim var.
  • Avuç içi kadar bir evde yaşıyorlar.

Gibi anlamında kullanılabilir:

 

  • Bu kitabı okuyunca Muğla’yı görmüş kadar oldum.

 

Karşı:

 

Yön ve zaman ilgisi kurar. –e karşı biçiminde kullanılırsa edat olur. Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.

 

  • Denize karşı bir ev yaptırmış. (yön)
  • Duvara karşı on adım yürü. (yön)
  • Sabaha karşı çok şiddetli yağmur yağdı. (zaman)

 

Karşılık olarak , yönelik anlamı katar:

 

  • Bu sözüne karşı ben ne diyebilirim ki şimdi. (karşılık olarak)
  • Resme karşı ilgin ne zaman başladı?( -e yönelik)

 

 UYARI: Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.İsmi belirtirse sıfat olur.

 

  • Karşı evin penceresi açık kalmış. (sıfat)
  • Önce karşı sahaya çıktı. (sıfat)
  • Karşıya geçmeden önce sağına ve soluna bak.(isim)

 

Göre:

 

Görüş, düşünce, uygun olma anlamları katar:

 

  • Bilim adamlarına göre dünya yok oluyor. (görüş)
  • Anneme göre bu yıl sınavı kesin kazanırmışım. (görüş)
  • Bulunduğun ortama konuşacaksın. ( uygun)
  • Zevkime göre bir elbise arıyorum. (uygun)

 

Karşılaştırma ilgisi kurar:

 

  • Burası eski evimize göre daha büyük.
  • Yaşıtlarına göre çok hızlı koşuyorsun.

 

Üzere:

 

Koşul ve amaç ilgisi kurar.

 

  • Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin. (koşul)
  • Konuşmak üzere kürsüye çıktı. (amaç)

 

Yaklaşık olma, gibi şekilde… anlamları katar:

 

  • Hemen eve dönelim, akşam olmak üzere.

       ( yaklaşık)

  • Zil çalmak üzere. ( yaklaşık)
  • Her şey planlandığı üzere yapılacak. (şeklinde)

Doğru:

 

Yön ve zaman ilgisi kurar.

 

  • Eve doğru yürüyorum. (yön)
  • Akşama doğru misafir gelecek. (zaman)

 

İsmi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf öbeği oluşturur:

 

  • Eğri oturup doğru konuşalım. (zarf)
  • Bu zamanda doğru insanı bulmak zordur. (sıfat)
  • Tahtaya bir doğru çizdi. (isim)

 

Sanki:

 

Benzetme, sitem ilgisi kurar.

 

  • Gökyüzü sanki yaramaz bir çocuk. (benzetme)
  • Sanki verdiğim her işi yapıyorsun. (sitem)
  • Sanki selam verdin de almadık. (sitem)

 

Diğer edatlar:

 

  • İşten sonra bize uğrayacak.
  • Bu işi ancak sen yaparsın.
  • Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek.
  • Sabahtan beri dışarıyı izliyor.
  • Bu mutlu olaya sadece yıldızlar şahittir.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/3/2009 - BAĞLAÇLAR

BAĞLAÇLAR

 

     Cümleleri veya aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlayarak aralarında anlam ilgisi kuran sözcüklere denir.

 

 “İLE” -  “VE”  BAĞLAÇLARI

 

 Aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlar.

 

---Evin ve bahçenin kapısı açıktı.(Tamlayan)

---Bu radyo Adana’da ve Mersin’de yayın yapıyor.(D.T)

---Akşam arkadaşıma gideceğim ve her şeyi anlatacağım.

---Cehennemle cenneti bu dünyada yaşadık.(Nesne)

---Evle okul arasında mekik dokuyor.(Tamlayan)

---Annesiyle babası yarın bize gelecek.(Özne)

 

Uyarı:Biri bağlaç diğeri edat olan iki çeşit “ile” vardır.Bir cümlede “ile”nin  yerine “ve”yi getirebiliyorsak bağlaç, getiremiyorsak edattır.

 

---“Bazen yandık bazen menekşelerle söyleştik.(Edat)

---“Kazaklarla ceketi parayla aldım.(B-E)

 

 “DE” BAĞLACI

 

*Eşitlik, gibilik anlamı katar.

 

---O filmi ben de seyrettim.

---Bence Aslı da bu işten anlamıyor.         

 

*Abartma anlamı katar.

 

---Çocuğun okuduğu şiir de şiirdi hani.

---Aldıkları araba da araba yani.

 

*Küçümseme anlamı katar.

 

---Sen sınavı kazanacaksın da ben göreceğim.

---Sanki bu işten anlıyorsun da konuşuyorsun.

---Büyüyecek de adam olacak da bize bakacak.

 

*Sitem anlamı katar.

 

---Okula kadar geldin de bir selam vermedin.

---İzmir’e kadar geldin de yanıma uğramadın.

 

*Şaşma,inat,sebep, korkutma anlamı katar.

 

---Kardeşin de mi bizimle gelecek?(Şaşma)

---Ufaklık, kalemi vermem de vermem,diyor.(İnat)

---Ailesiyle kavga etti de evi terk etti.(Sebep)

---Dışarı çık da göreyim.

 

*Ama, fakat  anlamında kullanılır.

 

---Pansiyona kaydını yaptı da yerleşmedi.

---Bize gelmiş de fazla kalmamış.”

 

Uyarı:Türkçede biri bağlaç diğeri hal eki olan iki çeşit “de” vardır. “De”yi cümleden çıkardığımızda cümlenin yapısı bozulursa ektir bitişik yazılır, bozulmazsa bağlaçtır ayrı yazılır.

 

 ---Bakkalda sebze de satılıyormuş.

 ---Ayşe de okulda kalmış.

                                   

 “AMA” , “FAKAT” BAĞLACI

 

*Karşıt anlamlı iki cümleyi birbirine bağlar.

 

---Sınava çok iyi hazırlandı ama üniversiteyi kazanamadı.

---Her sabah spor yapıyor ama zayıflayamıyordu.

 

*Koşul, pekiştirme anlamı katar.

 

---Dışarı çıkabilirsin ama eve erken döneceksin.

---Seninle sinemaya gelirim ama işim olmazsa.

---Bu kitabı sana alacağım ama okuyacaksın.

---Dışarıda soğuk ama çok soğuk bir hava var.

---Büyük ama çok büyük bir bahçesi vardı.

                                  

 “ANCAK” ,“YALNIZ”  BAĞLACI

 

*Ama, fakat  anlamında kullanılıyorsa bağlaç,

* Bir tek,sadece anlamında kullanılıyorsa edat,

* Önündeki ismi niteliyorsa sıfat,

* Fiili niteliyorsa zarftır.                    Msn   Öğretmen  öss  kpss   Gazeteler   Sohbet  hazır mesajlar  ders izle  Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir 

 ---Geziye yalnız bizim sınıf katıldı. (edat)

---Bu adam evde yalnız yaşıyor. (zarf)

---Yalnız insanlar hayata karamsar bakarlar. (sıfat)

---Onunla konuşurum yalnız fikrim yine de değişmez.(bağ)

---Bu işin üstesinden ancak sen gelirsin. (edat)

---Yoğun trafikte işe ancak yetişebildim. (zarf)

---Bütün gün evde yalnızdım. (adaşmış sıfat)

---Filmi seyredebilirsin ancak yarın erken kalkmalısın.(b.)

 

 “Kİ”  BAĞLACI

 

*Özneyi pekiştirir.

 

---Ben ki yedi iklimin  padişahıyım.

---Sen ki Fransa eyaletinin valisisin.      

 

*Neden-sonuç  vardır.

 

---Günü kötü geçmiş ki çok kızgın görünüyor.

---Sana değer veriyorum ki seninle konuşuyorum.

 

*Kuşku,yakınma,şaşma,amaç-sonuç, tahmin

 

---Beni tanımıyorsun ki…(Yakınma)

---Kafamı bir kaldırdım ki onu karşımda gördüm.(Şaşma,)

---Arabayı o çizmiş olabilir mi ki?(Kuşku)

---Sana iş buldum ki kimseye muhtaç olmayasın.(A-S)

---Geç saatlere kadar çalışmış olmalı ki sabah uyanamamış. (tahmin)

 

“HEM…HEM”  BAĞLACI    

  

 Karşılaştırılan iki unsurun hepsi anlamını vermektedir.Eş görevli sözcükleri bağlar.

 

---Hem arabayı hem evi üzerine alacakmış.(Nesne)

---Hem ucuz hem kaliteli ayakkabı satıyor.(Sıfat)

---Hem çalışıyor hem üniversite okuyor.(Cümle)

 

NE…NE BAĞLACI

 

     Cümleyi anlamca olumsuz yapar.Karşılaştırılan iki unsurun hiçbiri  anlamını verir.

*Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne bir kol.(Özne)

*Adam kızını ne arıyor ne soruyor. (yüklem)

*Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (cümle)

*Bu konu ne seni ne beni ilgilendirir. (nesneyi)

 

NOT: İki karşıt sıfatı birbirine bağlarsa “ikisinin arası, ortası”  anlamı verir.

 

·         Kız ne zayıf ne şişman biriydi.

·         Konuşan adam ne uzun ne kısaydı.

 

 ya… ya   bağlacı:

                            

Karşılaştırılan unsurlardan birini ifade etmek için kullanılır.

 

·         Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. (cümleleri)

·         Aynayı ya Ayşe ya Özlem kırmıştır. (özne)

·         Ya salonun ya mutfağın penceresi kırıldı. (tamlayan)

·         Takıma ya beni ya onu alacaksın (nesneyi)

 

DİĞER  BAĞLAÇLAR

 

---Ogün okula gelemedim çünkü çok hastaydım. (sebep)

---Bu maçı  kazanacağız  hatta  şampiyon  

    olacağız.(pekiştirme)

---Mademki söz verdin, sözünü tutacaksın.

---Bu mağazada elbiseler çok güzel üstelik çok ucuz.

---Sanki dağları sen yarattın.

---Meğer bütün evi o dağıtmış.

---Eğer kardeşine uğrarsan selamımı söyle.

---Çok geç kaldılar; yoksa kaza yaptılar.

---Ders çalışmıyor; üstelik yaramazlık yapıyor.

---Önce bunlardan yani çok iyi bildiğiniz sorulardan

    başlayın.

---Bizde yahut sizde çalışabiliriz.

---İster yazarsın ister yazmazsın.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

EDEBİYATLA İLGİLİ HERŞEY...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım